saldırganlık ve şiddette modelleme

Jul 30th, 2007 | By admin | Category: Uncategorized

gerek toplum etkisi ve toplumsallaşma süreci ile topluma uyumu sağlayan bir şekilde; gerekse de toplum yaşamını tehlikeye sokan bir şekilde ortaya çıkmış olsun saldırganlık, bireyin bir başkasına kendi düşünce, duygu ve davranışlarını zorla kabul ettirmesi olarak tanımlanmaktadır. saldırganlık, günümüzde yaşamın her alanında bireyin karşısına çıkan bir sorundur.

gerek toplum etkisi ve toplumsallaşma süreci ile topluma uyumu sağlayan bir şekilde; gerekse de toplum yaşamını tehlikeye sokan bir şekilde ortaya çıkmış olsun saldırganlık, bireyin bir başkasına kendi düşünce, duygu ve davranışlarını zorla kabul ettirmesi olarak tanımlanmaktadır. saldırganlık, günümüzde yaşamın her alanında bireyin karşısına çıkan bir sorundur.

ıster ikili ilişkilerde görüldüğü gibi kişilerin birbirlerine aşağılayıcı sözler söylemesiyle; isterse de milyonlarca kişinin katledildiği savaşlarda görüldüğü şekliyle ortaya çıkmış olsun saldırganlık, dünya tarihi kadar eski bir olgu olarak belirmektedir.

psikoloji literatüründe çeşitli ekoller saldırganlığı farklı şekillerde açıklamaktadır. bazı ekoller saldırganlığın doğuştan gelen bir güdü olduğunu buna karşılık bazı ekoller de toplumsallaşma süreci ile öğrenildiğini savunmaktadır.

çocuklar saldırganlık içgüdüsüyle doğmamaktadırlar. saldırganlığı, sosyalleşme sürecinde öğrenmektedirler. çocuğun toplumsallaşma süreci ise ailede başlamaktadır. cinsiyetine uygun rolleri anne-babadan öğrenmeye başlayan çocuk, şiddetin bazı türlerini de ilk olarak aile yaşamında görmektedir.. çocuk, aile içinde başlayan eğitim sürecinde, özellikle, cinsiyet rollerine ve toplumsal kurallara ilişkin bilgileri öğrenmektedir.bu öğrenme sürecinde model alma ve pekiştireç’in çok önemli bir rolü olduğunu vurgulanmaktadır.

öğrenme sürecinde pekiştireç, bir davranışın sonraki zamanlarda tekrarlanma olasılığını artıran uyarıcı olarak tanımlanmaktadır. sosyal öğrenme kuramına göre saldırganlık, modelin davranışları gözlemlenerek oluşmakta ve pekiştireçlerin etkisiyle sürdürülmektedir. çocuklar, küçük yaşlardan itibaren karşılaştıkları modellerden bazı davranışları öğrenmektedirler. bu dönemde anne-baba gibi güçlü modellerin davranışları çocuk tarafından taklit edilmektedir.

konumları gereği güçsüz olduklarından dolayı aile içi şiddete en fazla maruz kalan grubu kadınlar ve çocukların oluşturduğu bilinmektedir.aile içi şiddetin tarihsel köklere sahip ve sessizce kabul edilen bir sorun olduğu bir gerçektir. bunu destekleyen bir biçimde de ,çocuğun şiddetin bütün ayrıntılarını aile içi eğitimle tanıdığı belirtilmektedir.

toplumun kültür mirasının çocuğa aktarımının ilk yolu, aile içi eğitimdir. çocukluk ve ilk gençlik çağında çocuğun gözlemlediği ve aile içinde problem çözme yöntemi olarak karşılaştığı saldırgan davranışlar, daha sonra taklit edilerek ve özdeşim kurularak bir problem çözme yöntemi haline gelebilmektedir.

çocuğun sıklıkla karşılaştığı modeller onun kişiliğini de etkilemektedir. erkek çocuk babayı model alarak bağımsızlık, rekabetçilik ve girişkenlik gibi özellikleri içselleştirmektedir. kız çocuk ise anneyi model alarak, kadına atfedilen daha pasif, bağımlı ve çekingen kişilik özelliklerine sahip olmaktadır.

okul çağına gelen çocuklar için öğretmenler anne-babadan daha güçlü bir model olmaktadır. toplum ve öğrencinin kişilik gelişimi için, okul ve sınıf ortamında öğrenciden beklenen davranışların sürekliliğini sağlamak öğretmenin en önemli görevidir. çocuk saldırganlığı çevresindeki ve televizyondaki modelleri gözleyerek öğrenmektedir. modern eğitim sisteminde saldırganlık, öğrenciden beklenmeyen davranışların ilk sırasında yer almaktadır. bu bakımdan, saldırgan davranışların öğretmenler tarafından cezalandırılması, diğer öğrencilerin saldırgan davranışlar göstermelerini engellemektedir. fakat, öğrencilerin istenmeyen davranışlarının saldırgan bir şekilde ve duygusal şiddetle cezalandırılması, saldırganlığın taklit edilmesi sonucunu doğurabilmektedir.

çocuğu uzaktan gözlemleyen ve problemleri saldırganlık dışında kalan yollarla çözen model eksikliği, çocukta saldırgan davranışları ortaya çıkaran nedenlerin başında gelmektedir. diğer insanlarla ilişkilerinde saldırganlığı sık kullanan anne-babalar çocuğun saldırganlığı öğrenmesini sağlamaktadır. çocuğa saldırgan bir şekilde davranan ve fiziksel cezalar veren anne-babalar, öğretmenler ve arkadaşlar çocuğun saldırgan davranışları için güçlü bir model işlevi görmektedirler. ayrıca, şiddetin ve saldırganlığın yoğun bir biçimde yaşandığı aile ortamlarında yetişen çocuklar, daha çok saldırgan davranışlara yönelmektedirler.

saldırganlık örneklerinin çoğaldığı bir toplumda yeni kuşaklarda saldırgan davranışların görülme sıklığının artması doğal karşılanmalıdır.günümüzde özellikle televizyon; izleyen kişilere bildikleri saldırgan davranışları anımsatmakta, yenilerini fark ettirmekte ve bunların kullanılabileceği yerler konusunda bilgi vermektedir. çünkü televizyon şiddet ve cinselliği ,yani görünmez olanı seyredilir hale getirmiştir.

rahat ortamlarda izlenen kitle iletişim araçlarındaki şiddet sahneleri kitleleri daha kolay etkilemektedir ve böylece, saldırgan sahneler içeren programlar çocuğu bağırıp çağırmaya, zor kullanmaya ve saldırganlığa yöneltmektedir. televizyonda şiddet içeren programlar izleyen çocuklar daha fazla saldırgan hale gelmekte ve başkalarının saldırganlıklarını da pasif bir şekilde kabul etmektedirler. saldırgan sahneler içeren televizyon programları özellikle çocukları olumsuz etkilemektedir. buna ek olarak, metropol yaşamı da şiddetin ortaya çıkış nedenlerinden biridir. çünkü metropol, insanın yabancılaşma sürecini yoğunlaştırmakta ve yalnızlığını arttırmaktadır.

ergenlik dönemi ile birlikte çocuğun yaşamında daha önemli bir etki gücüne erişen akran grupları, toplumsallaşma açısından önemli bir işlevi yerine getirmektedir. bu dönemde televizyonda izlenen spor ve müzik starları da çocuk için model olmaktadır. spor starlarının, oyun sahasında ve dışında sergiledikleri davranışlarının gündelik yaşama aktarılmasında televizyonun çok önemli bir rolü olduğu bilinmektedir.ayrıca ergen, akran gruplarında toplumsal yaşama ilişkin bir takım kuralları yaşayarak öğrenmektedir.bazı ergenler bu gruplara uyum sağlamak için saldırgan davranışlar göstermektedir

saldırgan bir aile ortamında yetişen ve okulda istenmeyen davranışları nedeniyle öğretmeni tarafından saldırgan bir şekilde cezalandırılan çocuğun, saldırgan davranışlar göstermesi doğal bir sonuçtur. çünkü çocuk, toplumsallaşma sürecinde yaşadığı dönemlerin en güçlü modellerinden bu davranışları gözlemiştir.

bunlara ek olarak, çocukların toplumsallaşma sürecinde cinsiyete göre bir farklılık olduğu görülmektedir. yaşanılan toplumlarda erkekler saldırganlığı içselleştirerek toplumsallaşmaktadırlar. böylece saldırganlık, atılganlık, rekabet gibi bir takım özellikler erkeklere atfedilmekte ve erkekler saldırgan davranışlara daha yoğun bir biçimde yönlenmektedirler.

bu gibi durumlarda ise problem çözme becerilerine ilişkin öğrencilere verilecek eğitimin önleyici bir işlevi olabileceği düşünülmektedir

ısmail hakkı

Leave Comment