<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.3.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>Ruhsal Terapi - Psikoloji Sitesi</title>
	<link>http://www.ruhsalterapi.com</link>
	<description>Bir başka WordPress blogu.</description>
	<pubDate>Thu, 08 May 2008 12:42:11 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Olumsuzluk Hayal Ama Ertelemek Degil</title>
		<link>http://www.ruhsalterapi.com/4908-olumsuzluk-hayal-ama-ertelemek-degil.html</link>
		<comments>http://www.ruhsalterapi.com/4908-olumsuzluk-hayal-ama-ertelemek-degil.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Oct 2007 11:26:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<category><![CDATA[asd]]></category>

		<category><![CDATA[deneme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ruhsalterapi.com/4908-olumsuzluk-hayal-ama-ertelemek-degil.html</guid>
		<description><![CDATA[Alman bilim adamları şeker ve E tüketimi konusunda ilginç bir teori geliştirdi. Bu yöntemle yaşam süresi yüzde 25 uzayacak.
Alman bilim adamları şeker ve E tüketimi konusunda ilginç bir teori geliştirdi. Bugüne kadar şekerin zararları biliniyor ancak kuvvetli bir antioksidan olan E vitamininin kalp sağlığını koruduğu, diyabeti önlediği düşünülüyordu. Jena Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, her ikisinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font style="font-size: 13px" face="Arial"><img src="http://www.donusumkonagi.net/admin/makale/006.jpg" style="border-style: solid; border-width: 1px" align="left" border="0" height="148" width="160" />Alman bilim adamları şeker ve E tüketimi konusunda ilginç bir teori geliştirdi. Bu yöntemle yaşam süresi yüzde 25 uzayacak.</font></p>
<p><font style="font-size: 13px" face="Arial">Alman bilim adamları şeker ve E tüketimi konusunda ilginç bir teori geliştirdi. Bugüne kadar şekerin zararları biliniyor ancak kuvvetli bir antioksidan olan E vitamininin kalp sağlığını koruduğu, diyabeti önlediği düşünülüyordu. Jena Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, her ikisinin de minİmum düzeyde tüketilmesi durumunda ömrü uzatabileceğini ortaya koydu. </font></p>
<p> <a href="http://www.ruhsalterapi.com/4908-olumsuzluk-hayal-ama-ertelemek-degil.html#more-4908" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ruhsalterapi.com/4908-olumsuzluk-hayal-ama-ertelemek-degil.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Obezite Bulasici!</title>
		<link>http://www.ruhsalterapi.com/4907-obezite-bulasici.html</link>
		<comments>http://www.ruhsalterapi.com/4907-obezite-bulasici.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Oct 2007 11:25:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ruhsalterapi.com/4907-obezite-bulasici.html</guid>
		<description><![CDATA[Yapılan kapsamlı araştırmada, toplumsal ilişkilerin obezlikte şaşırtıcı biçimde güçlü rol oynadığı belirtilerek, ailesi ya da yakın arkadaşları şişman olanlarda obezlik olasılığının daha fazla olduğu kaydedildi.
Araştırmayı kaleme alanlardan California Üniversitesi öğretim üyesi James Fowler, araştırmanın şaşırtıcı sonuçlarından birinin de yüzlerce kilometre uzakta olan arkadaşların bile bir kişinin kilo durumunu etkilemesi olduğunu söyledi.
Araştırmaya göre, bir arkadaşı obez [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font style="font-size: 13px" face="Arial"><img src="http://www.donusumkonagi.net/admin/makale/004.jpg" style="border-style: solid; border-width: 1px" align="left" border="0" height="148" width="160" />Yapılan kapsamlı araştırmada, toplumsal ilişkilerin obezlikte şaşırtıcı biçimde güçlü rol oynadığı belirtilerek, ailesi ya da yakın arkadaşları şişman olanlarda obezlik olasılığının daha fazla olduğu kaydedildi.</p>
<p>Araştırmayı kaleme alanlardan California Üniversitesi öğretim üyesi James Fowler, araştırmanın şaşırtıcı sonuçlarından birinin de yüzlerce kilometre uzakta olan arkadaşların bile bir kişinin kilo durumunu etkilemesi olduğunu söyledi.</p>
<p>Araştırmaya göre, bir arkadaşı obez olanın aşırı şişman olma olasılığı yüzde 57, kardeşi obez olanın yüzde 40, eşi obez olanınsa yüzde 37 oranında artıyor. Çok yakın arkadaşlıklarda ise riskin üçe katlandığı belirtildi.</p>
<p>Bu konuda cinsiyetin de önemli bir unsur olduğu belirtilen araştırmada, aynı cinsiyetten arkadaşlıklarda bir kişinin obezlik riskinin, arkadaşlarından biri kilo alıyorsa yüzde 71 arttığı belirtildi. Erkek kardeşler arasında bu risk yüzde 44 olurken, kız kardeşler arasında yüzde 67’ye çıkıyor.</p>
<p><strong>NEDEN BULAŞICI?</strong></p>
<p>Obezliğin neden bulaşıcı olduğu sorusuna cevap arayan bilim adamları, birlikte vakit geçiren insanların yeme ve spor yapma alışkanlıklarının birbirine benzemesinin tek başına açıklayıcı olmadığını düşünüyorlar.<br />
Araştırmacılar, obez akrabaları ve arkadaşları olan insanların, “kabul edilebilir kilo” konusundaki fikirlerinin değişmesinin önemli bir unsur olduğunu belirttiler.</p>
<p>Bununla birlikte bilim adamları, insanlardan araştırma sonuçlarına bakıp obez arkadaşlarıyla ilişkilerini kesmemelerini istediler.<br />
“New England Journal of Medicine”da yayınlanan ve Milli Yaşlılık Enstitüsü tarafından desteklenen araştırma 12,067 kişi üzerinde yapıldı.<br />
Doğal kilo alma ve kilo almadaki diğer faktörlere bakılan araştırmada, bu konudaki en büyük etkinin aynı genleri paylaşmakta değil arkadaşlık ilişkisinde olduğu belirtildi.</p>
<p>Obezlik başta ABD ve diğer Batı ülkelerinde son zamanlarda bir sağlık problemi haline geldi. Dünya çapında 400 bini obez olmak üzere 1,5 milyar şişman yetişkinin olduğu kaydediliyor. Amerikalıların da üçte ikisi obez veya şişman. </font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ruhsalterapi.com/4907-obezite-bulasici.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Firtinali Iliskiler Kalp Sagligini Bozuyor</title>
		<link>http://www.ruhsalterapi.com/4906-firtinali-iliskiler-kalp-sagligini-bozuyor.html</link>
		<comments>http://www.ruhsalterapi.com/4906-firtinali-iliskiler-kalp-sagligini-bozuyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Oct 2007 11:25:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ruhsalterapi.com/4906-firtinali-iliskiler-kalp-sagligini-bozuyor.html</guid>
		<description><![CDATA[İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, evlilik yaşantısı ya da ilişkisinde sorun yaşayanların kalp hastası olma riski artıyor. Uzmanların tavsiyesi ise “sorunlu bir ilişkidense, yalnızlığı seçin, daha iyi”.
Geçmişte yapılan araştırmalar evlilerin bekarlardan daha sağlıklı olduğunu ortaya koymuştu. Ancak İngiltere’de yapılan son araştırmaya göre, uygun olmayan bir partnerle birlikte yaşamaktansa yalnız olmak sağlık açısından daha iyi.
9 bin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font style="font-size: 13px" face="Arial"><img src="http://www.donusumkonagi.net/admin/makale/001.jpg" style="border-style: solid; border-width: 1px" align="left" border="0" height="148" width="160" />İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, evlilik yaşantısı ya da ilişkisinde sorun yaşayanların kalp hastası olma riski artıyor. Uzmanların tavsiyesi ise “sorunlu bir ilişkidense, yalnızlığı seçin, daha iyi”.</p>
<p>Geçmişte yapılan araştırmalar evlilerin bekarlardan daha sağlıklı olduğunu ortaya koymuştu. Ancak İngiltere’de yapılan son araştırmaya göre, uygun olmayan bir partnerle birlikte yaşamaktansa yalnız olmak sağlık açısından daha iyi.</p>
<p>9 bin kişi üzerinde yapılan araştırmanın sonuçları, fırtınalı ilişkilerin yol açtığı stress ve endişenin kalp sağlığını olumsuz etkilediğini gösteriyor. </font></p>
<p> <a href="http://www.ruhsalterapi.com/4906-firtinali-iliskiler-kalp-sagligini-bozuyor.html#more-4906" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ruhsalterapi.com/4906-firtinali-iliskiler-kalp-sagligini-bozuyor.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bayramda Beslenmeye Dikkat</title>
		<link>http://www.ruhsalterapi.com/4905-bayramda-beslenmeye-dikkat.html</link>
		<comments>http://www.ruhsalterapi.com/4905-bayramda-beslenmeye-dikkat.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Oct 2007 11:24:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ruhsalterapi.com/4905-bayramda-beslenmeye-dikkat.html</guid>
		<description><![CDATA[Bayramda normal beslenme düzenine geçildiğinde öğün sayısını altıya çıkarmak ve her öğünde az az yemek yemek öneriliyor.
Trakya Üniversitesi&#8217;nde görev yapan Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, bayram günlerinin beslenme rejiminin değişmesinden kaynaklanan sağlık sorunlarının yaşandığı dönemler olduğunu açıkladı.
Yorulmaz, &#8220;Ramazanda beslenme süresinin zorunlu olarak sınırlandırıldığı dönemden, istendiği zaman yemek yenilebilecek özgürlük dönemine geçildiğinde bazen aşırı beslenme, dost akraba [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font style="font-size: 13px" face="Arial"><img src="http://www.donusumkonagi.net/admin/makale/003.jpg" style="border-style: solid; border-width: 1px" align="left" border="0" height="148" width="160" />Bayramda normal beslenme düzenine geçildiğinde öğün sayısını altıya çıkarmak ve her öğünde az az yemek yemek öneriliyor.</p>
<p>Trakya Üniversitesi&#8217;nde görev yapan Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, bayram günlerinin beslenme rejiminin değişmesinden kaynaklanan sağlık sorunlarının yaşandığı dönemler olduğunu açıkladı.</p>
<p>Yorulmaz, &#8220;Ramazanda beslenme süresinin zorunlu olarak sınırlandırıldığı dönemden, istendiği zaman yemek yenilebilecek özgürlük dönemine geçildiğinde bazen aşırı beslenme, dost akraba ziyaretleri sırasında çoğu zaman normal zamanlarda olduğundan çok daha fazla tatlı, gazlı içecek ya da çay, kahve, kuruyemiş hatta yemek yenilmesi bu sorunların bayram günlerinde daha fazla yaşanmasına neden olabilmektedir&#8221; dedi.<br />
</font> <a href="http://www.ruhsalterapi.com/4905-bayramda-beslenmeye-dikkat.html#more-4905" class="more-link">(more&#8230;)</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ruhsalterapi.com/4905-bayramda-beslenmeye-dikkat.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Karsiliksiz Ask Verem Yapiyor!</title>
		<link>http://www.ruhsalterapi.com/4904-karsiliksiz-ask-verem-yapiyor.html</link>
		<comments>http://www.ruhsalterapi.com/4904-karsiliksiz-ask-verem-yapiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Oct 2007 11:24:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ruhsalterapi.com/4904-karsiliksiz-ask-verem-yapiyor.html</guid>
		<description><![CDATA[Türk filmleri haklıymış. Uzmanlar da kabul etti sonunda&#8230;
Uzmanlar, &#8216;kara sevda&#8217; olarak tanımlanan karşılıksız aşk acısı çekenleri uyarıyor. Antalya Devlet Hastanesi doktorlarından Psikiyatrist Dr. Erhan Özcan, Türk filmlerinde &#8216;ince hastalık&#8217; olarak tanımlanan verem hastalığının en önemli nedenlerinden birinin depresyon olduğunu belirtti.
Kadınlarda İki Kat Fazla
Depresyonun kadınlarda görülme sıklığının erkeklere oranla iki kat fazla olduğuna dikkat çeken Özcan, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font style="font-size: 13px" face="Arial"><img src="http://www.donusumkonagi.net/admin/makale/002%281%29.jpg" style="border-style: solid; border-width: 1px" align="left" border="0" height="148" width="160" />Türk filmleri haklıymış. Uzmanlar da kabul etti sonunda&#8230;</p>
<p>Uzmanlar, &#8216;kara sevda&#8217; olarak tanımlanan karşılıksız aşk acısı çekenleri uyarıyor. Antalya Devlet Hastanesi doktorlarından Psikiyatrist Dr. Erhan Özcan, Türk filmlerinde &#8216;ince hastalık&#8217; olarak tanımlanan verem hastalığının en önemli nedenlerinden birinin depresyon olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Kadınlarda İki Kat Fazla</strong></p>
<p>Depresyonun kadınlarda görülme sıklığının erkeklere oranla iki kat fazla olduğuna dikkat çeken Özcan, &#8220;Kadınlarda görülme sıklığı yüzde 20-25 olan depresyon erkeklerde yüzde 10-12 oranında görülüyor&#8221; dedi.<br />
Depresyonun kronik bedensel hastalıklardan daha yıkıcı olduğunu ifade eden Özcan, şöyle konuştu: &#8220;Depresyon kalp, damar, hipertansiyon, şeker, astım gibi hastalıkların oluşmasına zemin hazırladığı gibi bu hastalıkları artırabilir de. Kronik romatizma hastalıklarının kökeninde depresyonun ciddi etkisi olduğu bugün Dünya Sağlık Örgütü tarafından ortaya konmuş bir gerçektir. Çünkü depresyon hücresel bağışıklık sistemini bozar. Örneğin, bir cilt hastalığı olan sedef ile kas romatizmasının kökeni depresyondur.&#8221;</p>
<p><strong>Tedavisi Mümkün</strong></p>
<p>Özcan, şöyle konuştu: &#8220;Dünya Sağlık Örgütü, tüm dünyada en sık rastlanan ruhsal hastalık olan depresyonun tanısı ile ilgili hekimleri uyarıyor. Psikiyatristin bulunmadığı sağlık ocakları gibi ilk basamak sağlık kuruluşlarına başvuran hastalara doğru tanı konması için diğer branşlardaki hekimlerin gerekli hassasiyeti göstermesini istiyor.&#8221; Depresyonun tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu anlatan Özcan, ilaç ve psikoterapiden oluşan kombine tedavi sonunda hastaların eski yaşamlarına dönebildiğini söyledi </font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ruhsalterapi.com/4904-karsiliksiz-ask-verem-yapiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Eyvah! Depresyondayız!!!</title>
		<link>http://www.ruhsalterapi.com/4903-eyvah-depresyondayiz.html</link>
		<comments>http://www.ruhsalterapi.com/4903-eyvah-depresyondayiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Sep 2007 21:12:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ruhsalterapi.com/4903-eyvah-depresyondayiz.html</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;den en çok görülen hastalığın depresyon olduğu ortaya çıktı.
Ankara Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Betül Girayalp, Türkiye&#8217;de depresyon ve anksiyete bozukluklarının 15-55 yaş arasında en yaygın hastalıklar içinde ilk beşte yer aldığını bildirdi.
Depresyonun, kişisel, ailesel, toplumsal ve sosyal kayıplara yol açabildiğini belirten Girayalp, &#8220;Depresyon, maliyeti yüksek, doğru teşhis ve iyi tedavi ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img border="0" align="left" width="160" src="http://www.donusumkonagi.net/admin/makale/aaa(3).JPG" height="148" style="border: 1px solid" /><font size="2" face="Arial">Türkiye&#8217;den en çok görülen hastalığın depresyon olduğu ortaya çıktı.<br />
Ankara Keçiören Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Betül Girayalp, Türkiye&#8217;de depresyon ve anksiyete bozukluklarının 15-55 yaş arasında en yaygın hastalıklar içinde ilk beşte yer aldığını bildirdi.</p>
<p>Depresyonun, kişisel, ailesel, toplumsal ve sosyal kayıplara yol açabildiğini belirten Girayalp, &#8220;Depresyon, maliyeti yüksek, doğru teşhis ve iyi tedavi ile tedavi başarısı yüksek bir psikiyatrik hastalıktır.&#8221; dedi.<br />
Depresyonun, kişinin kendisini suçlu, endişeli, değersiz hissetmesine sebep olduğunu söyleyen Girayalp, &#8220;Hastalık, başkalarından uzaklaşma, uyku saatlerinin azalması veya artması, iştah kaybı, tekrarlayan ölüm düşüncesi, halsizlik, enerji veya cinsel istek kaybı, her zaman yaptığı faaliyetlere karşı ilgisiz olma, dikkat ve konsantrasyon güçlüğüyle belirginlik kazanır.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Depresyonda, yaşam boyu intihar girişimi oranının yüzde 15 olduğunu ifade eden Girayalp, kadınlarda intihar girişiminin, erkeklerde ise ölümle sonuçlanan intihar girişimlerinin daha fazla olduğunu bildirdi.</p>
<p>İntihar düşüncesi olan hastaların, genellikle kullandıkları ilaçları yüksek dozda alarak intihar girişiminde bulunduklarını belirten Girayalp, intihar riski olan, geçmişinde yüksek dozda ilaç alarak intihar girişimi öyküsü olanlarda, yüksek dozda alındığında öldürücü olabilecek antidepresan ilaçların kullanılmaması gerektiğini kaydetti. Türkiye&#8217;de yapılan psikiyatri çalışmalarına göre, tüm ruhsal bozukluklar, genellikle kadınlarda erkeklere göre daha yaygın. </font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ruhsalterapi.com/4903-eyvah-depresyondayiz.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Stress Hayatınızı Etkilemesin</title>
		<link>http://www.ruhsalterapi.com/4902-stress-hayatinizi-etkilemesin.html</link>
		<comments>http://www.ruhsalterapi.com/4902-stress-hayatinizi-etkilemesin.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 31 Aug 2007 22:59:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ruhsalterapi.com/4902-stress-hayatinizi-etkilemesin.html</guid>
		<description><![CDATA[Stresin hayatınızın patronu olmasını istemiyorsanız bazı önerilerimiz var&#8230;
Stres kişinin kendisine yüklenen aşırı baskılara veya karşılamakta zorlanacağı maddi ve manevi taleplere verdiği olumsuz tepkidir. Herkes bir çok farklı biçimde stres yaşar. Servis kaçırmak, araba kullanırken yanlış yola girmek, trafikte takılıp kalmak, evde suların akmaması, çocukların huysuzluğu kısa süreli olması gereken stresler yaratır. Hatta o günkü işlerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font style="font-size: 13px" face="Arial">Stresin hayatınızın patronu olmasını istemiyorsanız bazı önerilerimiz var&#8230;<br />
Stres kişinin kendisine yüklenen aşırı baskılara veya karşılamakta zorlanacağı maddi ve manevi taleplere verdiği olumsuz tepkidir. Herkes bir çok farklı biçimde stres yaşar. Servis kaçırmak, araba kullanırken yanlış yola girmek, trafikte takılıp kalmak, evde suların akmaması, çocukların huysuzluğu kısa süreli olması gereken stresler yaratır. Hatta o günkü işlerin veya hafta sonu tatilini planlamak bile stresli olabilir. Yaşamı tehdit eden hastalıklar evlilikte şiddetli geçimsizlik ya da boşanma, iflas, işyerinde baskı, işsizlik gibi daha süregen streslerde vardır bunlar kişide gerginlik yaratır, varolan hastalık belirtilerine katkıda bulunabilirler. Hatta kendileri bazı hastalıklar yaratabilirler.</p>
<p>HASTALIKLARI TETİKLER</p>
<p>Sağlığın bozulmakta olduğuna dair en yaygın belirtiler baş ağrısı,uyku bozuklukları, yoğunlaşma güçlüğü , unutkanlık, sinirlilik , mide-bağırsak rahatsızlıkları, iş tatminsizliği, enerjisizlik, moralsizlik, çökkünlük ve kimi zaman panik atakları şeklini alan yoğun kaygıdır. Bunlar tedavi gerektiren psikiyatrik bozukluklara dönüşebilir. Kişide önceden varolan astım, ülser, migren, artrit, ürtiker, sedef, diyabeti hipertansiyon veya kalp sorunları gibi bazı rahatsızlıklar stres yüzünden alevlenebilir. Aşırı zayıflamak ya da kilo almak söz konusu olabilir. Sigara ve alkol kötüye kullanımı ya da bağımlılığı gelişebilir. Şiddetli stresler, özellikle yüksek tansiyonu olanlarda &#8216;inme&#8217; riskinde artışlada ilişkilidir.<br />
Stres sırasında kadınlarla erkeklerin verdikleri tepkiler arasında farklılık olduğu öne sürülmektedir. Kadınlar daha dışa vurumcu ve paylaşımcı yaklaşabilirken, strese bağlı olarak testeron düzeylerinde yükselme olduğu ortaya konmuş olan erkekler daha düşmancıl, veya içe kapanık olabilmekte, &#8216;dövüş ya da kaç&#8217; yanıtı verebilmektedir.</p>
<p>HAYIR DEMEYİ ÖĞRENİN</p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi&#8217;nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Banu Büyükkal, stresi yenmek için önerilerde bulundu:</p>
<p>Ortamınıza uygun gevşeme yolları bulun.<br />
Kendinize zaman ayırın.<br />
Ailenizle iletişiminizi gözden geçirin. Onlara vakit ayırın.<br />
Uykunuzdan ödün vermeyin.<br />
Doğru beslenin.<br />
Spor yada yürüyüş yapın.<br />
Dostlarınızla zaman geçirin.<br />
Evde ve iş yerinizde gerçek kapasitenizi görüp mantıksız taleplere hayır demeyi mutlaka öğrenin.<br />
Önceliklerinizi belirleyin. Her şey aynı anda olmaz.<br />
</font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ruhsalterapi.com/4902-stress-hayatinizi-etkilemesin.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İş Deneyiminiz Yoksa Dert Etmeyin</title>
		<link>http://www.ruhsalterapi.com/4901-is-deneyiminiz-yoksa-dert-etmeyin.html</link>
		<comments>http://www.ruhsalterapi.com/4901-is-deneyiminiz-yoksa-dert-etmeyin.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 27 Aug 2007 18:40:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ruhsalterapi.com/4901-is-deneyiminiz-yoksa-dert-etmeyin.html</guid>
		<description><![CDATA[Okulu yeni bitirdiniz ve hiç iş deneyiminiz olmadı mı? Hemen herkesin yaşadığı bu dezavantajı avantaja çevirebilirsiniz.
Neredeyse tüm çalışanlar, çalışma yaşamlarının başında bu sorunu yaşamışlardır. Okulu yeni bitirmiş ya da kariyerinize yeniden yön vermiş olabilirsiniz. Ama iş ilanlarında sektörde 2-3 sene deneyimli çalışan arandığını okudukça, “Eğer kimse beni işe almazsa nasıl 2-3 yıllık iş deneyimine sahip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><font style="font-size: 13px" face="Arial">Okulu yeni bitirdiniz ve hiç iş deneyiminiz olmadı mı? Hemen herkesin yaşadığı bu dezavantajı avantaja çevirebilirsiniz.</p>
<p>Neredeyse tüm çalışanlar, çalışma yaşamlarının başında bu sorunu yaşamışlardır. Okulu yeni bitirmiş ya da kariyerinize yeniden yön vermiş olabilirsiniz. Ama iş ilanlarında sektörde 2-3 sene deneyimli çalışan arandığını okudukça, “Eğer kimse beni işe almazsa nasıl 2-3 yıllık iş deneyimine sahip olabilirim?” sorusunu kendinize sadece siz sormuyorsunuz.<br />
İş deneyiminizin olmaması doğal olarak bir dezavantaj olmakla birlikte, yeterli niteliklere sahipseniz işsiz kalmanız olası değildir. Bu nedenle önemli olan, aktif olarak iş arama sürecine başlayana kadar edindiğiniz part-time veya dönemsel iş deneyimlerinizmve bu süre içinde kendinizi nasıl geliştirdiğinizdir. Aşağıdaki size yardımcı olabilecek bazı görüşler sıralanmıştır;<br />
Arkadaş ve aile çevrenizden iş arama sürecinde yardım istemek, yararlı olacaktır. Tabii bu yardım talebi, bir kenara çekilip herşeyi onların yapmasını beklemek anlamına gelmemeli; çünkü kimse sizin işinizi sizden daha iyi yapamaz. İş başvurusu yaptığınız firmalara sadece özgeçmiş yollamak, sonra da bir daha ilgilenmemek de yanlış bir yöntemdir. Özgeçmişinizi yolladıktan bir süre sonra firmayı arayarak, iş hakkında bir gelişme olup olmadığını sorabilirsiniz. Bu davranış aynı zaman da firmaya, sizin pozisyona duyduğunuz ilgiyi de hatırlatacaktır.<br />
Güçlü bir özgeçmiş ve iyi referanslarla iş görüşmesine gittiğinizde, görüşmeyi yapan kişiye bu işi yapabileceğinize inandığınızı, öğrenmeye hazır olduğunuzu, belli bir süre stajyer olarak çalışabileceğinizi; çünkü bu işi cidden istediğinizi anlatmaya çalışın. İşe olan hevesinizin ve ilginizin karşınızdaki kişideki etkisini küçümsemeyin. Doğal olarak işverenler sektörde deneyim kazanmış, yeteneklerini kanıtlamış çalışanları tercih ederler; ama unutmayın, yaptığınız işi sevdiğinizi, bu konuda kendinizi daha fazla geliştirmek istediğinizi, sorumluluk almaktan çekinmediğinizi bilmeleri de sizi tercih etmelerinde etkili olabilir.<br />
İşverenler için firma kültürüne ve politikasına uymanız, Cold Fusion ve Visual Basic bilmeniz kadar önemlidir.<br />
Bu nedenle bilgisayar bilgileri ve iş deneyimi kadar, olası işvereniniz için önemli olan diğer niteliklere de (takım çalışmasına ayak uydurabilme, liderlik ve sorumluluk alabilme…) sahip olduğunuzu vurgulamalısınız. Kişilerarası iletişim yeteneğinizi ve diğer niteliklerinizi mülakat esnasında ortaya çıkarmaya çalışın. Kazandığınız başarılar varsa; bunları özgeçmişinize yansıtmaya özen gösterin.<br />
Bunun yansıra çalışmayı düşündüğünüz firma hakkında görüşmeye gitmeden önce olabildiğince çok bilgi toplamaya çalışın. Örneğin; firmanın temel stratejik hedeflerini, varsa ticari ortaklarını, bakış açısını ve en büyük rakiplerini biliyor musunuz? Eğer bilmiyorsanız yeterince araştırma yapmamışsınızdır. Bu konularda bilgi sahibi olmanız hem görüşme sırasında sizin firmaya olan ilginizi gösterecek hem de firma politikasının sizin kariyer hedeflerinizle tam anlamıyla örtüşüp örtüşmediğini anlamanızı sağlayacaktır.<br />
Firmanın web-sitesi veya İnsan Kaynakları departmanı aracılığıyla işe alım görüşmesini yapan uzmanların isimlerini öğrenmeye çalışın. Bu kişilere direk olarak ulaşmak, özgeçmiş göndermekten bazen çok daha yararlı olabilir. Fazladan bir çaba, kimi zaman bir çok adayın önüne geçmeniz için yeterlidir.<br />
Bir iş başvurusu sonunda görüşmeye çağırılmamış ya da görüşme sonrasında işe alınmamışsanız, nedenini öğrenmeye çalışın. Bu size üzerinde durmanız gereken zayıf yönlerinizle ilgili bilgi verecektir. Belki özgeçmişiniz sizi yeterince yansıtmıyordur. Güvendiğiniz kişilerden özgeçmişinizi incelemelerini isteyin. Onlardan alacağınız tarafsız yorumlar ve geri bildirimler belki özgeçmişinizde son derece önemli olan bazı noktaları değiştirmenizi ve kendinizi özgeçmişiniz yoluyla işverene daha iyi tanıtmanızı sağlayacaktır. </font></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ruhsalterapi.com/4901-is-deneyiminiz-yoksa-dert-etmeyin.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>pamukçuk toplayıcı</title>
		<link>http://www.ruhsalterapi.com/4900-pamukçuk-toplayıcı.html</link>
		<comments>http://www.ruhsalterapi.com/4900-pamukçuk-toplayıcı.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Nov 1999 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[birisi başkalarının görüş veya davranışlarını onaylamadığı ama kendi görüşünü bildirmekten de çekindiğinde yaptığı sözel olmayan hareketler açığa vurulmayan bir görüşten kaynaklanan hareketler olup bunlara yerine koyma hareketleri denir. kıyafetlerinin üzerinden hayali pamukçuklar toplamak da bu hareketlerden biridir. 

pamukçuk toplayıcı genellikle bu önemsiz ve ilgisiz hareketi yaparken bakışlarını diğer insanlardan kaçırır ve yere bakar. bu onaylamamayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>birisi başkalarının görüş veya davranışlarını onaylamadığı ama kendi görüşünü bildirmekten de çekindiğinde yaptığı sözel olmayan hareketler açığa vurulmayan bir görüşten kaynaklanan hareketler olup bunlara yerine koyma hareketleri denir. kıyafetlerinin üzerinden hayali pamukçuklar toplamak da bu hareketlerden biridir. 
<p>
<p>pamukçuk toplayıcı genellikle bu önemsiz ve ilgisiz hareketi yaparken bakışlarını diğer insanlardan kaçırır ve yere bakar. bu onaylamamayı gösteren en önemli işaretlerden birisi olup dinleyici sürekli olarak kıyafetlerinden hayali pamukçukları topluyorsa sözel olarak her şeyle fikir birliğinde olduğunu belirtse bile söylenenlerden hoşlanmadığı rahatlıkla anlaşılabilir. 
<p>
<p>bu durumda avuçlarınızı açarak  peki ne düşünüyorsun?  veya  bu konuda bazı düşüncelerin olduğunu görüyorum. bunları bana anlatır mısın?  deyin. kollarınız ayrı, avuçlarınız görünür şekilde arkanıza yaslanın ve cevabı bekleyin. karşınızdaki sizinle fikir birliğinde olduğunu söyler ama pamukçuk toplamaya devam ederse gizli itirazını keşfetmek için daha doğrudan bir yaklaşım gerekebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ruhsalterapi.com/4900-pamukçuk-toplayıcı.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>baş hareketleri</title>
		<link>http://www.ruhsalterapi.com/4899-baş-hareketleri.html</link>
		<comments>http://www.ruhsalterapi.com/4899-baş-hareketleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Nov 1999 00:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<guid isPermaLink="false"></guid>
		<description><![CDATA[en yaygın olarak kullanılan iki tanesi onay için baş sallama ve reddetmek için başı yana sallama olmak üzere temel baş hareketleri tartışılmadan bu kitabın tam kabul edilmesi imkansızdır. onay için başı sallama hareketi çoğu kültürde  evet  veya onay anlamına gelen olumlu bir harekettir. doğuştan sağır, dilsiz ve kör olan kişilerle yapılan araştırmalarda bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>en yaygın olarak kullanılan iki tanesi onay için baş sallama ve reddetmek için başı yana sallama olmak üzere temel baş hareketleri tartışılmadan bu kitabın tam kabul edilmesi imkansızdır. onay için başı sallama hareketi çoğu kültürde  evet  veya onay anlamına gelen olumlu bir harekettir. doğuştan sağır, dilsiz ve kör olan kişilerle yapılan araştırmalarda bu kişilerin de onay amacıyla bu hareketi kullandıklarını göstermiştir. bu da bu hareketin doğuştan gelebileceği kuramına yol açmıştır. 
<p>
<p>genellikle  hayır  anlamına gelen kafayı yana sallama hareketinin de doğuştan geldiğini iddia edenler olduğu gibi bunun insanların ilk öğrendikleri hareket olduğunu iddia edenler de vardır. bunlara göre yeni doğan bebek yeterince süt içtiğinde annesinin memesini reddetmek için kafasını yana sağlar. aynı şekilde karnı doyan küçük bir çocuk da ebeveynlerinin kendisini kaşıkla yedirme girişimlerini reddetmek için aynı kafa sallama hareketini kullanır. 
<p>
<p>başkalarıyla ilişkilerinizde gizlenen bir itirazı keşfetmenin en kolay yolu karşınızdaki sözleriyle sizinle aynı fikirde olduğunu söylerken kafasını yana sallayıp sallamadığına bakmaktır. örneğin  ne demek istediğini anlıyorum  veya  burada çalışmak gerçekten hoşuma gidiyor  veya  noel den sonra kesinlikle birlikte çalışalım  derken bir yandan da kafasını yana doğru sallayan birini ele alalım. kulağa ne kadar inandırıcı gelirse gelsin kafa sallama hareketi olumsuz bir tavrı olduğunu ve söylediklerini ciddiye almayarak onu biraz daha sorgulamanızın iyi bir fikir olacağını gösterir. 
<p>
<p>temel baş pozisyonları 
<p>
<p>üç temel baş pozisyonu vardır. birincisinde baş yukarıda olup (şekil 93) duydukları konusunda nötr bir tavra sahip birisinin pozisyonudur. baş genellikle hareketsiz olup ara sıra ufak eğilme hareketleri yapabilir. bu konumda eli yanağa götürme değerlendirme hareketleri sık kullanılır. 
<p>
<p>kafa bir yana doğru eğildiğinde (şekil 94) bu kişinin ilgilenmeye başladığı anlamına gelir. hayvanlar kadar insanların da bir şeyle ilgilenmeye başladıklarında başlarını yana eğdiklerini ilk fark edenlerden biri charles darwin di. bir satış sunuşu veya bir konuşma yapıyorsanız dinleyicilerinizin bu hareketi yapıp yapmadıklarına bakın. başlarını yana eğip eli çeneye götürme değerlendirme hareketlerini yaparak öne eğildiklerini görürseniz onlara ulaşabiliyorsunuz demektir. 
<p>
<p>kadınlar bu baş hareketini çekici bir erkekle ilgilendiklerini göstermek için kullanırlar. birileri sizinle konuşurken onların size karşı sıcak duygular beslemelerini sağlamanız için kafa yana eğik pozisyonu kullanarak ara sıra başınızı öne eğmeniz yeterlidir. 
<p>
<p>baş aşağıya eğikken tavrın olumsuz hatta yargılayıcı olduğunu gösterir (şekil 95). eleştirel değerlendirme hareket gruplarında genellikle baş aşağıya eğiktir ve karşınızdakinin başını kaldırmasını veya yana eğmesini sağlayamazsanız bir iletişim sorunuyla karşı karşıya kalabilirsiniz. topluluk önünde konuşan birisi olarak sık sık tamamı kafası aşağıya eğik ve kolları göğsünde kavuşturulmuş kişilerden oluşan dinleyici gruplarıyla karşılaşabilirsiniz. 
<p>
<p>profesyonel konuşmacılar ve eğitmenler genellikle konuşmalarına başlamadan önce dinleyici katılımı gerektiren bir şeyler yaparlar. bunun amacı dinleyicilerin başlarını yukarıya kaldırmalarını ve katılmalarını sağlamaktır. konuşmacının hilesi başarılı olursa dinleyicilerin bir sonraki baş pozisyonu yana eğik olacaktır. 
<p>
<p>her ıki el de başın arkasında 
<p>
<p>bu hareket muhasebeci, avukat, satış müdürü, banka müdürü gibi mesleklerden olan veya kendilerine güvenli veya bir konuda kendilerini baskın ya da üstün hisseden kişilere özgü bir harekettir. o kişinin düşüncelerini okuyabilsek büyük olasılıkla  tüm cevaplar bende  ya da  bir gün belki benim kadar akıllı olursun  veya hatta  her şey kontrolüm altında  gibi bir şey söylüyor olurdu. bu hareketi aynı zamanda  her şeyi bilenler  kullanır ve çoğu kişi bu hareketi sinir bozucu bulur. avukatlar meslektaşlarıylayken bu hareketi ne kadar bilgili olduklarının bir göstergesi olarak sık sık kullanırlar. 
<p>
<p>ayrıca kişinin o bölgenin sahibi olduğuna dair bir alan işareti olarak da kullanılabilir. şekil 96 daki adam aynı zamanda bacaklarını 4 şeklinde de kilitlemiş olup sadece kendini üstün hissetmekle kalmayıp aynı zamanda tartışmak istediğini de göstermektedir. 
<p>
<p>meydana geldiği duruma bağlı olarak bu hareketle başa çıkmanın birkaç yolu vardır. kişinin üstün tavrının nedenini öğrenmek istiyorsanız avuçlarınız yukarı doğru olarak öne eğilin ve  bu konuda bilgili olduğunu görüyorum. yorumda bulunmak ister misin?  deyin. ardından avuçlarınız hâlâ görünür şekilde olarak geriye yaslanın ve cevap bekleyin. başka bir yöntem de karşınızdakini konumunu değiştirmeye zorlayarak tavrını değiştirmesini sağlamaktır. 
<p>
<p>bunu yapmak için yetişemeyeceği bir yere bir şey koyup  bunu gördün mü?  diyerek onu öne eğilmeye zorlayabilirsiniz. bu hareketle baş etmenin başka iyi bir yolu da taklit etmektir. karşınızdakiyle aynı fikirde olduğunuz göstermek istiyorsanız yapabileceğiniz en iyi şey hareketlerini taklit etmektir.öte yandan eller başın arkasında hareketini yapan kişi sizi azarlıyorsa hareketini taklit ederek onu sözel olmayan yollarla tedirgin etmiş olursunuz. örneğin, iki avukat birbirine karşı eşitlik ve anlayış göstermek için bu hareketi yapabilirler (şekil 97) ama okul müdürünün odasında hareketi taklit eden haylaz öğrenci müdürü çıldırtabilir. 
<p>
<p>bu hareketin kökeni çok açık olmasa da ellerin kişinin arkaya yaslanıp rahatladığı hayali bir koltuk gibi kullanıldığı düşünülebilir. bu hareketle ilgili olarak yapılan araştırmalar bir sigorta şirketindeki otuz satış müdüründen yirmi yedisinin bu hareketi pazarlamacıları veya astlarının yanında düzenli olarak kullanırken üstlerinin yanında çok ender kullandıklarını gösterdi. üstlerinin yanında aynı müdürler edilgen ve savunma hareket gruplarını kullanıyorlardı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ruhsalterapi.com/4899-baş-hareketleri.html/feed</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
